Kıyıdaki Yapı Kayıt Belgeli Yapı “İzinsiz Yapı” Olduğu Gerekçesiyle Yıkılamaz – İdare Mahkemesi

 

KARARIN ÖZETİ : Yıkıma konu yapı niteliğindeki işgallerin Kıyı Kanunu kapsamında kalan deniz kıyısında yapıldığı anlaşıldığından, davalı idare tarafından anılan Kanunun 14. maddesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanununa göre işlem tesis edilmesi gerekirken, 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, 3194 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinden faydalanan hazine taşınmazlarında bulunan yapıların; yapı kayıt belgesi almakla 775 sayılı yasa kapsamında “izinsiz yapı” olarak addedilmesi mümkün olmadığından, bu yapılar yönünden 775 sayılı Yasanın 18. maddesinin uygulama koşullarının bu aşamadan sonra kalmayacağı, anlaşıldığından uyuşmazlık konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

 

İSTANBUL 4. İDARE MAHKEMESİ

Esas No       : 2020/594
Karar No      : 2020/1156
Karar Tarihi : 30.09.2020

 

DAVANIN KONUSU : İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, …….. Mahallesi, …………. Caddesi, …………. Sokak, No:2 adresinde bulunan yapının yıkılması, aksi halde 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesi uyarınca belediye tarafından yıkılacağı ve masrafların %20 fazlasıyla tahsil edileceğine ilişkin Büyükçekmece Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünün 06.03.2020 tarihli işleminin iptali istenilmektedir.

 

ESAS KARAR

I) OLAY VE OLGULAR :

Davacı; İstanbul İli, Büyükçekmece İlçesi, …….. Mahallesi, …………. Caddesi, …………. Sokak, No:2 adresinde bulunan yapının sahibidir.
Davalı idare zabıta ekiplerince 06.03.2020 tarihinde yapılan denetimde, söz konusu yapının kamuya ait yeri işgal ettiği ileri sürülerek alınan Büyükçekmece Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğünün 06.03.2020 işleminde; “775 Sayılı Kanunun 18.maddesi kapsamında davacıya ait yapının tahliye edilip Belediye tarafından yıkılacağı ve yıkım masraflarının %20 fazlasıyla davacıdan tahsil edileceği” belirtilmiş ve işlem davacıya aynı gün muhtarlık aracılığıyla tebliğ edilmiştir.

Bakılan dava, anılan yıkım ve tahliyeye yönelik işlemin iptali istemiyle 16.03.2020 tarihinde açılmıştır.

II) DAVACININ İDDİALARI:

Davacı tarafından özetle; Söz konusu yapının yıllar önce yapıldığı ve yıllardır büfe olarak kullanıldığı, anılan yapıya ilişkin 3194 Sayılı Kanunun Geçici 16.maddesi kapsamında yapı kayıt belgesi düzenlendiği, söz konusu büfenin Kıyı Kanunu kapsamında kaldığı, 775 Sayılı Kanunun Geçici 18.maddesi uyarınca işlem tesis edilemeyeceği, 3621 Sayılı Kanunun 14.maddesi kapsamında ruhsatsız yapılar için 3194 Sayılı Kanunun uygulanması gerektiği, öte yandan yapı hakkında alınan yapı kayıt belgesi uyarınca yapının mevzuat uygun hale geldiği, yıkım ve tahliye edilemeyeceği, işlemlerin hukuka aykırı olduğu, iptal edilmesi gerektiği; öne sürülmüştür.

III) SAVUNMANIN ÖZETİ :

Davalı idare tarafından; Kıyı Kanunun uygulanabilmesi için söz konusu yapının mülkiyete tabi bir alanda olması gerektiği, oysa söz konusu davacıya ait yapının üzerinde bulunduğu zeminin kamuya ait kumsal alanda kaldığı, dolayısıyla devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan bir alanda kaldığı anlaşılan yapı hakkında 3621 Sayılı Kanunun uygulanamayacağı, yapı kayıt belgesi alınmasının davacıya herhangi bir kazanılmış hak sağlamadığı, bu yapı kayıt belgesinin doğruluğunu denetleyebilmek için davaya hasım düzelterek Çevre ve Şehircilik Bakanlığının dahil edilmesi gerektiği, emsal bir kararlarında da İstanbul 7.İdare Mahkemesinin E:2020/410 sayılı dosyasında yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verildiği, işlemlerin hukuka uygun olduğu; belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

IV) YASAL MEVZUAT :

3621 sayılı Kıyı Kanununun 2. maddesinde; “Bu Kanun, deniz, tabii ve suni göller ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerine ait düzenlemeleri ve bu yerlerden kamu yararına yararlanma imkan ve şartlarına ait esasları kapsar” hükmüne; 14. maddesinde ise “Bu Kanun kapsamında kalan alanlarda ruhsatsız yapılar ile ruhsat ve eklerine aykırı yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanununun ilgili hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.

775 Sayılı Gecekondu Kanununun 18.maddesinde “Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra, belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılacak, daimi veya geçici bütün izinsiz yapılar, inşa sırasında olsun veya iskan edilmiş bulunsun, hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır….” hükmü yer almaktadır.

3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesinde ise; “Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır. Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister. Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir. Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir.” hükmüne yer verilmiştir.

 

V)İNCELEME VE GEREKÇE :

İstanbul 4. İdare Mahkemesi’nce işin gereği görüşüldü:

Yukarıda yer verilen kanun maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; yapının yapıldığı tarih itibarıyla kişinin mülkiyet, irtifak, kira, tahsis gibi herhangi bir ayni veya şahsi hakka dayanılmaksızın, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere ait arazi ve arsalarda veya Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerde yapılan daimi veya geçici bütün izinsiz yapıların 775 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca karar alınmasına gerek olmaksızın belediye veya Devlet zabıtası tarafından yıktırılacağı, ancak 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kalan alanlarda yapılan ruhsatsız yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu hükümlerinin uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının mülkiyetinde bulunmayan Devletin hüküm ve tasarruf altında bulunan deniz kıyısında ruhsatsız olarak yapıldığı anlaşılan büfenin yıkılması, aksi halde 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesi uyarınca belediye tarafından yıkılacağı ve masrafların %20 fazlasıyla tahsil edileceğine ilişkin 06.03.2020 günlü Büyükçekmece Belediye Başkanlığı Zabıta Müdürlüğü işleminin tesis edildiği, davalı idarenin savunma dilekçesinden de anlaşıldığı üzere söz konusu davacıya ait büfenin Kıyı alanında bulunduğu ve dolayısıyla 3621 Sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kaldığı, büfeye ilişkin 3194 Sayılı Kanunun Geçici 16.maddesi uyarınca 13/06/2019 tarih ve MRYEALZ7 belge nolu yapı kayıt belgesi alındığı, görülmektedir.

Bu durumda, yıkıma konu yapı niteliğindeki işgallerin Kıyı Kanunu kapsamında kalan deniz kıyısında yapıldığı anlaşıldığından, davalı idare tarafından anılan Kanunun 14. maddesine istinaden 3194 sayılı İmar Kanununa göre işlem tesis edilmesi gerekirken, 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Öte yandan, yukarıda aktarılan düzenlemelere göre, 775 sayılı Gecekondu Kanununun 18. maddesi uyarınca işlem tesis edilebilmesi için yapının tamamının izinsiz olarak belediye sınırları içinde veya dışında, belediyelere, Hazineye, özel idarelere, katma bütçeli dairelere veya üçüncü bir özel veya tüzel kişiye ait arazi veya arsa üzerinde yapılmış olması gerekmektedir. 3194 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinden faydalanan hazine taşınmazlarında bulunan yapıların ise; yapı kayıt belgesi almakla 775 sayılı yasa kapsamında “izinsiz yapı” olarak addedilmesi mümkün olmadığından, bu yapılar yönünden 775 sayılı Yasanın 18. maddesinin uygulama koşullarının bu aşamadan sonra kalmayacağı, anlaşıldığından uyuşmazlık konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

VI) HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
Dava konusu işlemin İPTALİNE,
Aşağıda dökümü yapılan 285,20 TL yargılama giderleri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00.-TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacıya verilmesine,
Davalı idarece yürütmenin durdurulması kararına karşı yapılan itirazda karşılanan ve 148,60 TL YD İtiraz Harcından doğan yargılama giderinin davalı idare üzerinde bırakılmasına,
Kalırsa artan posta ücretinin hükmün kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 30 gün içerisinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere, 30/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Benzer Makale  İmar Planının Yargı Kararıyla İptali Nedeniyle Yıkım ve İdarenin Tazminat Sorumluluğu - Danıştay

Yorum Yap

Yıldız (*) işareti ile işaretlenmiş alanlar zorunludur.