İmar Para Cezasına İtiraz ve İptal Yolları

I. Giriş

Hemen her Belediye ve İl Özel idaresinin bünyesinde bulunan Yapı Kontrol Müdürlüklerinin görevi, imar mevzuatına aykırı kaçak yapılaşmayı önlemektir. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı kaçak yapılar hakkında yıkım kararı verildiği gibi, inşaatı yapan kişi de çok ciddi miktarlarda imar para cezasıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Bu makalemizde, imara aykırı kaçak yapı yapılması durumunda verilecek olan imar para cezaları ve iptal sebepleri, bu cezalara karşı başvurulabilecek itiraz ve dava yollarının neler olduğu, hangi mahkemede kaç gün içerisinde dava açılması gerektiği incelenecektir.

II. Kaçak Yapı (İmara Aykırı Yapı) Nedir?

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21. maddesine göre, belediye veya il özel idaresinden ruhsat almadan yapı yapmak yasaktır.  Bu nedenle;

  1. Herhangi bir şekilde ruhsat alınmadan yapılan ruhsatsız yapılar ile
  2. Ruhsatlı yapılardaki ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapı ve esaslı tadilatlar

“kaçak yapı” veya “imara aykırı yapı” olarak nitelendirilmekte ve bu yapıların sahiplerine Kanunlar’da öngörülen cezalar verilmektedir.

Bu nedenle, ruhsata tabi olmayan yapı ve basit tadilatlar hakkında imar para cezası verilmesi mümkün değildir.

 

Ruhsata Tabi Yapı ve Esaslı Tadilatlar hakkında detaylı bilgi almak için bu makalemizi okuyabilirsiniz.

https://www.imarvehukuk.com/imar-hukukunda-ruhsata-tabi-yapi-ve-esasli-tadilat-kavramlari/

 

III. İmara Aykırı Kaçak Yapı Yapıldığı Tespit Edildiğinde Ne Yapılır? 

Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı kaçak yapı yapıldığı tespit edildiğinde, ilk olarak belediye veya il özel idaresinin ilgili fen elemanları tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca yapı tatil tutanağı düzenlenir ve bu tutanakla o andaki inşaat durumu tespit edilerek inşaat mühürlenir.

Yapı tatil tutanağı ve iptal sebepleri hakkında detaylı bilgi almak için bu makalemizi okuyabilirsiniz.

https://www.imarvehukuk.com/yapi-tatil-tutanaginin-iptali/

Ayrıca, yapının imar mevzuatına aykırı olduğuna dair bilgi, tapu kayıtlarının beyanlar hanesine kaydedilmek üzere ilgili idaresince tapu dairesine en geç yedi gün içinde yazılı olarak bildirilir.

Daha sonra, imar mevzuatına aykırı yapı yapma eylemi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddenin 2. fıkrasına göre imar para cezası verilir.

Yapı tatil tutanağı düzenlendikten sonra verilen süre verildiyse bu süre içinde, süre verilmediyse en fazla bir ay içinde imara aykırı yapı için ruhsat alınmaz veya imara aykırılık giderilmez ise kaçak yapı hakkında aynı Kanun’un 32. maddeye göre yıkım kararı alınır.

Ayrıca, bu süre içerisinde imara aykırılık ruhsat alınarak veya yıkılarak giderilmez ise 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 3. fıkrasına göre ayrıca imar para cezası verilir.

Son olarak imara mevzuatına aykırı yapı sahibi hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesinde ceza davası açılır.

Bu makalemizde, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen imar para cezası incelenecektir.

 

IV. İmar Para Cezası Verilmesi

İmara aykırı yapı hakkında yapı tatil tutanağı düzenlendikten sonra ilk olarak belediye veya il özel idaresi encümeni tarafından, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına göre imar para cezası verilir. Bu fıkrayla cezalandırılan eylem “imar mevzuatına aykırı yapı yapma” eylemidir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasında, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması durumunda kime para cezası verileceği ve para cezasının nasıl hesaplanacağı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. Biz de maddenin sistematiğine uygun olarak imar para cezasını ve iptal sebeplerini inceleyeceğiz.

 

1. İmar Para Cezası Kime Verilir?

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına göre, imar para cezası verilebilecek kişiler şunlardır:

  • Yapının sahibi,
  • Yapı müteahhidi,
  • Aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesul.

Ruhsatsız veya ruhsata aykırı kaçak yapı yapanlar hakkında imar para cezası verilirken yapılan en önemli hatalardan biri, yanlış kişiye para cezası verilmesidir.

İmar para cezası verilirken, yapı sahibinin (yapıyı yapan kişinin) doğru bir şekilde tespit edilmesi “cezaların şahsiliği” ilkesinin bir gereğidir. Yapı sahibinin her zaman taşınmaz maliki ile aynı kişi olması zorunlu olmadığından, ruhsatsız yapıyı yapan kişinin taşınmaz malikinden farklı bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda, taşınmaz maliki adına değil, yapıyı yapan adına para cezası verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle, “cezaların şahsiliği” ilkesine aykırı olarak verilen para cezaları hukuka aykırı olacaktır.[1]

 

2. İmar Para Cezasının Yanlış Kişiye Verilmesinden Kaynaklanan İptal Sebepleri

 

Yargı kararlarında kabul edilen imar para cezasının yanlış kişiye verilmesinden kaynaklanan iptal sebepleri şu şekildedir:

1) Kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre “ruhsata aykırılıkları yapan” kişi olan yüklenici müteahhit firma imar para cezasının muhatabı olacağından, arsa sahibi adına imar para cezası hukuka aykırıdır.[2]

2) Yapının ilk inşa edildiği aşamadan kaynaklanan aykırılıklar nedeniyle, sonradan bağımsız bölüm satın alan kişilere para cezası verilemez.[3]

3) Ruhsatlı yapılardaki sonradan yapılması mümkün olan ruhsata aykırılıklarda, yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarihinde malik olan kişi aykırılığı kendisinin yapmadığını, satın aldığı tarihte aykırılığın mevcut olduğunu ispatlarsa, bu kişiye ceza verilemez.[4]

4) Ruhsatsız yapı satın alan kişiye, satın alma tarihinden önce yapılan kısımlar için para cezası verilemez.[5]

5) Mirasçılara, kendilerinin yapmadıkları ruhsatsız kısımlar nedeniyle para cezası verilemez.[6]

6) Malik ile kiracı arasındaki sözleşmede, kiracının ruhsat almadan yapı ve tadilat yapamayacağı şeklinde madde bulunması durumunda, yapının malikine para cezası verilemez.[7]

7) Hisseli parsellerde veya birden çok daireden oluşan binalarda, para cezasının muhatabı veya muhataplarının açık ve kesin bir şekilde belirtilmemesi hukuka aykırıdır.[8]

 

İmar para cezasının kime kesileceği ve bu konudaki iptal sebepleri hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz.

https://www.imarvehukuk.com/imar-para-cezasi-kime-kesilir/

 

3. İmar Para Cezasının Hesaplanması

İmar para cezasının kime verileceği belirlendikten sonra, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına göre imar para cezasının hesaplanmasına geçilir. İmar para cezası hesabı yapılırken üç aşamalı bir hesaplama yöntemi öngörülmüştür. Buna göre;

  • Temel Para Cezası: İlk olarak 42. maddenin 2. fıkrasının (a) veya (b) bendine göre temel para cezası miktarı hesaplanır.
  • Artırım Sebepleri: Daha sonra hesaplanan bu temel para cezası miktarı üzerinden 2. fıkranın (c) bendinin alt bentlerinde belirtilen artırım sebepleri uygulanır.
  • İlave Para Cezası: Sonrasında 2. fıkranın (ç) bendi uyarınca belirlenen ilave para cezası eklenerek toplam imar para cezası belirlenir.

 

a) Temel Cezasının Hatalı Belirlenmesinden Kaynaklanan İptal sebepleri

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasında temel para cezasının hesaplanmasında iki farklı hesaplama yöntemi öngörülmüştür. Buna göre;

  • Mekânsal olarak alan oluşturan ruhsatsız bina yapılması veya balkon kapatma gibi imara aykırılıklarda maddenin 2. fıkrasının (a) bendine göre temel para cezası miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak temel ölçüt, yapı sınıfı ve grubu ile ruhsatsız veya ruhsata aykırı imalat alanı ve varsa aykırılıktan etkilenen alanın katılması suretiyle bulunacak alandır.[9]
  • Mekânsal olarak alan oluşturmayan bahçe duvarı, kapı, pencere, dış cephe kaplaması gibi imalatlarda metrekare bazında hesaplanama yapılamayacağı için maddenin 2. fıkrasının (b) bendine göre temel para cezası miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak temel ölçüt yapının maliyet bedelidir.[10]

Görüldüğü üzere; kaçak yapı para cezası hesaplanmadan önce tespit edilmesi gereken ilk husus, temel para cezasının (a) bendine göre mi, yoksa (b) bendine göre mi hesaplanacağıdır.

Danıştay 6. Dairesinin içtihatlarında, ruhsatsız veya ruhsata aykırı kaçak yapılar için temel para cezasının hatalı tespit edilmesi halinde para cezasının tamamının hukuka aykırı hale geleceği ve böyle bir durumda aykırılığı tespit edilen para cezası miktarına (c) bendinde öngörülen artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasının da tamamının iptal edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.[11]

 

Yargı kararlarında kabul edilen temel para cezasından kaynaklanan iptal sebepleri şu şekildedir:

1) Yapı tatil tutanağı kaçak yapılar hakkında verilen yıkım ve imar para cezasının dayanağıdır. Bu nedenle İmara aykırılıkların ölçüleri ile birlikte somut ve ayrıntılı olarak yer vermeyen yapı tatil tutanağı esas alınarak para cezası verilmesi hukuka aykırıdır.[12]

2) İmar para cezasına esas teşkil eden imara aykırı alanın hesabında hata yapılması durumunda, hatalı alan üzerinden hesaplanan para cezasının tamamı hukuka aykırı hale gelir.[13]

3) Niteliği itibariyle yapının veya bağımsız bölümün tamamını etkileyen; yapının taban alanının veya yüksekliğinin büyük yapılması, su basman kotunun olması gerekenden yüksek olması, yapının statiğini etkileyen projeye aykırılıların bulunması, yapının kullanım amacının değiştiren tadilatlar yapılması (konutun işyerine dönüştürülmesi) gibi imara aykırılıklarda, yapının/bağımsız bölümün tüm alanı üzerinden para cezası verilebilir.[14] Fakat ruhsatlı bir yapıda yapılan ilave ve değişiklik yapının kullanım amacını değiştirmiyor veya statiğini etkilemiyorsa, yapının tüm alanının etkilenen alan olarak kabul edilmesi suretiyle temel para cezası hesaplanması hukuka aykırıdır.[15]

4) 5 yıllık ruhsat süresi dolan yapılarda, ruhsat hükümsüz hale geldikten sonra inşaat yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise yapılan kısımların niteliği ve ebatları somut biçimde tespit edilmeksizin, ruhsatı hükümsüz hale geldiği gerekçesiyle yapının tüm alanı üzerinden para cezası verilmesi hukuka aykırıdır.[16]

5) Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı sonradan satın alan kişilere satın alma tarihinden önce yapılan kısımların alanları da katılarak para cezası verilmesi hukuka aykırıdır.[17]

6) Temel para cezasının belirlenmesinde yapı sınıf ve grubunun hatalı tespit edilmesi durumunda, hatalı yapı sınıf ve grubu üzerinden hesaplanan para cezasının tamamının iptaline karar verilir.[18]

7) Mekânsal olarak alan oluşturmayan bahçe duvarı, istinat duvarı, perde duvarı,[19] kapı, pencere gibi imalatlarda, metrekare bazında hesaplama yapılması mümkün değildir. Bu nedenle temel para cezasının 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendine göre yapının maliyet bedeli üzerinden hesaplanması yerine (a) bendine göre alan üzerinden hesaplanması hukuka aykırıdır.

8) Bağımsız alanların birleştirilmesine yönelik olarak yapılan imalatlarda; (örneğin; iki bağımsız bölüm arasındaki duvarın kaldırılması, iki bağımsız bölüm arasında kapı ya da pencere açılması ya da balkon ile bağımsız bölüm arasındaki duvarın kaldırılması gibi) aykırılıktan etkilenen alanın tespitinin, yapılan imalatın binanın statiğini etkileyip etkilemediğinin idarece yapılacak inceleme sonucu somut olarak ortaya konulduktan sonra; yapılan imalat binanın statiğini etkilemiyor ise para cezasının, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapı maliyet birim fiyatları üzerinden, statiğini etkilemesi halinde ise aynı fıkranın (a) bendi uyarınca yapı inşaat alanı üzerinden para cezası hesaplanması gerekmektedir. Böyle bir durumda, binanın statiği etkilenmediği halde alan üzerinden para cezası hesaplanması hukuka aykırıdır.[20]

9) Mekânsal alan oluşturmayan yapılarda, yapının kapladığı alan ve yüksekliği üzerinden (hacim üzerinden) 42. maddenin 2. fıkrasının (a) bendine göre alan üzerinden temel para cezası hesaplanması hukuka aykırıdır. Bu durumlarda, (b) bendine göre yapı maliyet birim fiyatları üzerinden hesaplama yapılmalıdır.

10) Yapının projesinde belirtilen malzemeye göre inşa edilmemesi halinde 42. maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca yapı maliyet birim fiyatları üzerinden hesaplama temel para cezası hesaplanması gerekirken, (a) bendine göre inşaat alanı üzerinden hesaplama yapılması hukuka aykırıdır.[21]

Temel para cezasının hatalı hesaplanması ve bu hesaplamadan kaynaklanan iptal sebepleri hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz.

https://www.imarvehukuk.com/imar-para-cezasinin-hatali-hesaplanmasi/

 

b) Artırım Sebeplerinin Hatalı Uygulanmasından Kaynaklanan İptal sebepleri

Temel para cezası belirlendikten sonra, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde sayılan 13 adet artırım sebeplerinin uygulanmasına geçilir. Artırım sebeplerinin ayrı ayrı hesaplanarak uygulanır.

Yukarıda da belirttiğimiz üzere, Danıştay 6. Dairesinin içtihatlarında, temel para cezasının hatalı tespit edilmesi halinde artırım oranları uygulanarak belirlenen toplam para cezasının da tamamının iptal edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Fakat, temel para cezasının, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen kriterlere uygun olarak hesaplandığı, ancak (c) bendinde öngörülen artırım sebebi veya sebeplerinin uygulanması koşullarının oluşmadığının anlaşılması halinde ise para cezasının tamamının değil sadece hukuka aykırılığı tespit edilen artırım sebebine isabet eden kısım yönünden kısmen iptaline karar verileceği kabul edilmektedir.[22]

 

Yargı kararlarında kabul edilen 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinde sayılan artırım sebeplerinin hatalı uygulanmasından kaynaklanan iptal sebepleri şu şekildedir:

1) (c) bendinin 1. alt bendi uyarınca %30 oranında artırım uygulanması için; yapının hisseli parselde diğer maliklerin izni olmadan yapılmış olması gerekmektedir. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’na tabi olan kat irtifaklı veya kat mülkiyetli bağımsız bölüm üzerindeki kullanım hakkının diğer hissedarların muvafakatine bağlı olmaksızın tek başına ilgili daire veya işyerinin malikine ait olması nedeniyle, ilgili bağımsız bölümdeki imara aykırılık nedeniyle 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 1. alt bendinin uygulanması olanaklı değildir.[23]

2) (c) bendinin 2. alt bendi uyarınca %40 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının kamuya veya başkasına ait bir parselde yapılmış olması gerekmektedir. Bu artırım uygulanırken parselin mülkiyet durumu dikkate alınır. Bir parselin imar planında kamu hizmetine ayrılmış olması, o parselin kamuya ait olduğu sonucunu doğurmaz. İmar planında kamu hizmet alanında kalsa dahi, kamulaştırılmadıkça mülkiyet kamuya geçmiş sayılmayacağı için, özel mülkiyette bulunan parsellere yapılan yapılar hakkında bu bent uyarınca artırım uygulanamaz.[24]

3) (c) bendinin 3. alt bendi uyarınca %30 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının uygulama imar planında veya parselasyon planında “Kamu Tesisi Alanı veya Umumî Hizmet Alanı” olarak belirlenmiş bir alanda yapılmış olması gerekir. 2. alt bentten farklı olarak bu bent uyarınca artırım uygulanabilmesi için alanın mülkiyet durumuna değil plandaki fonksiyonuna bakılır. Kamunun mülkiyetinde olsa dahi imar veya parselasyon planında “Kamu Tesisi Alanı veya Umumî Hizmet Alanı” niteliği taşımayan bir alandaki yapı için bu bent uyarınca artırım uygulanamaz.[25]

4) (c) bendinin 4. alt bendi uyarınca %100 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının mevcut haliyle veya öngörülen bir afet tehlikesi karşısında can ve mal emniyetini tehdit ettiğine ilişkin somut ve ikna edici tespitlerin bulunması ve yapı tatil tutanağında veya para cezasına ilişkin encümen kararında bu tespitlerin belirtilmemesi gerekmektedir. Aksi halde, bu bent uyarınca artırım yapılması hukuka aykırı olacaktır.[26]

5) (c) bendinin 5. alt bendi uyarınca %20 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının uygulama imar planı bulunan alanda yapılması ve yapı tatil tutanağının düzenlendiği tarihte imar planının yürürlükte olması gerekmektedir. [27]

6) (c) bendinin 6. alt bendi uyarınca %80 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının bulunduğu alanın yapılaşmaya tamamen yasaklanmış bir alan olması gerekmektedir. Tarım alanı, 3. derece doğal sit alanı gibi yapılaşmanın kısmen sınırlandırıldığı alanlarda bu bent uyarınca artırım uygulanması mümkün değildir.[28] Ayrıca, bu bent uyarınca artırım yapılırken, parsel bazlı değil alan bazlı değerlendirme yapmak gerekmektedir. Örneğin, yapının bulunduğu parselin imar planında yeşil alan olarak ayrılmış olması o alanda yapılaşmaya yasaklanmış olduğu anlamına gelmez. Diğer bir ifadeyle kesin yapı yasağından bahsedebilmek için parselin değil, parselin bulunduğu bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı gibi yapılaşmaya yasaklanmış bir alan olması gerekmektedir.[29]

7) (c) bendinin 7. alt bendi uyarınca %50 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu gibi özel kanunlarla belirlenmiş özel imar rejimine tabi yerlerde bulunması gerekmektedir.[30] Hem kesin yapı yasağı bulunan hem de özel imar rejimine tabi olan bir alanda kalan yapı için, 6. ve 7. alt bendin aynı anda uygulanması mümkün değildir. Maddede fiilin ağırlığına göre uygulanacak artırım konusunda bir derecelendirme yapılarak; 6 sayılı alt bent ile kesin yapılaşma yasağı olan kıyı, 1. derece doğal ve arkeolojik sit alanları gibi yerlerin, 7 sayılı alt bent ile de kesin yapılaşma yasağı olmamakla birlikte, bölgenin özelliği nedeniyle yapılaşmanın sınırlandırıldığı ya da ilgili idarelerin iznine bağlandığı orman alanları, özel çevre koruma bölgeleri, 2. ve 3. derece doğal sit alanları gibi yerler kastedilmiştir. Kesin yapılaşma yasağı bulunan bir alanın başka bir nedenle ayrıca özel imar rejimine tabi olan bir alan olması durumunda kesin yapılaşma yasağının öncelikli olacaktır. Bu nedenle, bu iki bendin aynı anda uygulanmasının olanaklı değildir.[31]

8) (c) bendinin 8. alt bendi uyarınca %180 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının herhangi bir ruhsata dayanmaksızın tamamen ruhsatsız olarak yapılmış olması gerekmektedir. Ruhsatlı bir yapıdaki ruhsata aykırı kısımlar için bu bent uyarınca artırım uygulanması mümkün değildir.[32] Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, ruhsatlı veya yapı kullanma izin belgesi bulunan yapılardaki ruhsatsız kısımlar için 8. alt bent uyarınca artırım uygulanmasıdır. Fakat, bu bent sadece tamamen ruhsatsız olan yapılar için uygulanabilir. Ruhsatlı veya yapı kullanma izin belgesi bulunan yapılar için uygulanacak artırımlar 9. ve 10. alt bentlerde düzenlenmiştir.

9) (c) bendinin 9. alt bendi uyarınca %50 oranında artırım uygulanabilmesi için; ruhsatın hükümsüz hale gelmesine rağmen inşaatın sürdürülmesi gerekmektedir. Ruhsatı geçerli olan yapıdaki ruhsata aykırılıklar nedeniyle bu bent uyarınca artırım uygulanması mümkün değildir.[33]

10) (c) bendinin 10. alt bendi uyarınca %100 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapı kullanma izin belgesi alındıktan sonra ruhsatsız olarak yeni inşai faaliyetin yapılmış olması gerekmektedir. Görüldüğü üzere, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (c) bendinin 8, 9 ve 10 sayılı alt bentleri birlikte değerlendirildiğinde; üç farklı durum için fiilin ağırlığına göre farklı miktarlarda para cezası uygulanmasının amaçlanmıştır.[34] Yapının durumuna uygun olan hangisiyse, sadece o bent uyarınca artırım uygulanması gerekir. Bu bentlerin bir arada uygulanması da mümkün değildir.[35]

11) (c) bendinin 11. alt bendi uyarınca %10 oranında artırım uygulanabilmesi için; inşaî faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılmıyor olması gerekmektedir. İnşaatın tamamlanıp tamamlanmadığı, kullanılıp kullanılmadığı gibi niteliği gereği yerinde tespiti gerektiren hususların yapı tatil tutanağında açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir.[36]

2) (c) bendinin 12. alt bendi uyarınca %20 oranında artırım uygulanabilmesi için; inşaî faaliyetleri tamamlanmış ve kullanılıyor olması gerekmektedir. 11. ve 12. alt bent arasındaki tek fark, yapının kullanılıp kullanılmamasıdır. Bu nedenle iki bendin aynı anda uygulanması mümkün değildir.[37] Her iki alt bendin uygulanabilmesi için inşai faaliyetin tamamlanmış olması şartı arandığı için, devam eden inşai faaliyetler için 11. ve 12. alt bent uyarınca artırım uygulanması mümkün değildir.[38]

13) (c) bendinin 13. alt bendi uyarınca %20 oranında artırım uygulanabilmesi için; yapının çevre ve görüntü kirliliğine sebebiyet verdiğine ilişkin somut ve ikna edici tespitlerin bulunması ve yapı tatil tutanağında veya para cezasına ilişkin encümen kararında bu tespitlerin belirtilmemesi gerekmektedir. Aksi halde, bu bent uyarınca artırım yapılması hukuka aykırı olacaktır.[39] Ayrıca, ruhsatsız ve/veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapıların, sadece ruhsatsız ve/veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış olmaları nedeniyle, doğrudan görüntü ve çevre kirliliğine neden olduklarının kabulü mümkün değildir.[40]

 

c) İlave İmar Para Cezasından Kaynaklanan İptal sebepleri

26 Mart 2020 tarihli Mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun’un 39. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (ç) bendiyle, 2. fıkraya göre verilecek olan para cezasına ilave bir ceza eklenmesi öngörülmüştür. Söz konusu düzenleme ile caydırıcı nitelikte ilave para cezası öngörülerek, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların verilen süre içinde mevzuata uygun hale getirilmesi amaçlanmıştır. Bunun neticesinde imar para cezaları en önemli kalemi “ilave imar para cezası” olmuş ve özellikle arsaların değerli olduğu yerlerde astronomik cezalar ortaya çıkmıştır.

7226 sayılı Kanun’un 39. maddesiyle, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (ç) bendinde; “Bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezası yukarıdaki bentlere göre verilen para cezalarına ayrıca ilave edilir. Bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmez.” hükmüne yer verilmiştir.

 

Kanun metninde, ilave imar para cezası için oldukça basit bir hesaplama yöntemi getirilmiştir:

(İmara Aykırı Alan) x (Arazinin Emlak Vergisi Metrekare Değeri) = İlave İmar Para Cezası

Hesaplama yöntemi basit olsa da ilave imar par cezası sebebiyle çok ciddi miktarlarda cezalar ortaya çıkmıştır.

 

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendinde belirtilen ilave imar para cezasından kaynaklanan iptal sebepleri şu şekildedir:

1) İmar para cezasının hesabında dikkate alınmasına rağmen encümen kararında ilave para cezasından hiç bahsedilmemesi hukuka aykırıdır.

2) Bir ay içinde aykırılığın giderilmesi halinde ilave para cezasının tahsil edilmeyeceğinin encümen kararında belirtilmesi gerekmektedir. 7226 sayılı Kanun’un 39. maddesiyle, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (ç) bendinde; “idari para cezasının tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezası tahsil edilmeyeceği” düzenlenmiş ve para cezasının muhatabı olan kişiye cezadan kurtulabilmesi için bir yol sunulmuştur. Bu nedenle, cezaya muhatap olan kişinin bu yoldan faydalanıp cezadan kurtulabilmesi için, öncelikle böyle bir hakkının olduğunu bilmesi gerekmektedir. Encümen kararında bu hususun belirtilmemesi halinde, cezaya muhatap olan kişiye bu şans verilmemiş olacağından, ilave para cezasının da şartları oluşmamış olacak ve bu ceza hukuka aykırı hale gelecektir.

3) 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (ç) bendinde, ilave imar para cezasının hesaplanmasında esas alınan en önemli kriter “aykırılığa konu alan” olduğu için, mekânsal olarak alan oluşturmayan imara aykırılıklar nedeniyle ilave imar para cezası hesaplanması da mümkün değildir.

4) İlave imar para cezası, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılan imalatın, alanın bulunduğu arsanın veya arazinin, emlak vergisine esas olan asgari metrekare birim değeri ile çarpımı sonucu bulunan bedel olarak hesaplanmaktadır. Bu durumda yapının emlak vergisine tabii bir arsa veya arazi üzerinde yapılmış olması şartı bulunmaktadır. Bu nedenle, emlak vergisine tabi olmayan arsa ve araziler üzerindeki yapılar için ilave imar para cezası verilmesi hukuka aykırıdır.[41]

5) “İlave İmar Para Cezasının Anayasa’ya Aykırılığı” isimli makalemizde, İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 3. fıkrasında zaten cezalandırılan “verilen süre içerisinde imara aykırılığın giderilmemesi” eyleminin, 42. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (ç) bendiyle tekrar cezalandırılmasına ilişkin kuralın, mükerrer cezalandırma niteliğinde olduğunu ve Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olduğunu kaleme almıştık. İzmir 2. İdare Mahkemesi tarafından da, söz konusu ilave imar para cezasının Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusu yapılmış ve Anayasaya Mahkemesi bu başvurunun esasının incelenmesine karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi Esas Numarası 2020/959)

İlave İmar Para Cezasının iptal sebepleri hakkında detaylı bilgiyi bu makalemizden okuyabilirsiniz.

https://www.imarvehukuk.com/ilave-imar-para-cezasinin-iptali/

 

4. Tekerrür Hükümlerinin Hatalı Uygulanmasından Kaynaklı İptal Sebepleri

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 6. fıkrasında; “Yukarıdaki fıkralarda belirtilen fiil ve hallerin, yapının inşa edilmesi süreci içinde tekrarı halinde, idari para cezaları bir kat artırılarak uygulanır.” hükmü yer almaktadır.

İmar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin, mevzuata aykırı yapının inşa süreci içerisinde tekrarı halinde para cezasının her bir tekrarda bir kat artırılarak uygulanır. Tekerrür hükmünün uygulanmasından kaynaklı iptal sebepleri şu şekildedir;

1) Yapılan ilk tespitten sonra verilmiş bir para cezası bulunmadan tekerrür hükmünün uygulanması mümkün değildir.[42]

2) İlk para cezasına konu aykırılığın tespitinden sonra, imar mevzuatına aykırı yapının inşasına devam edildiğinin, usulüne uygun düzenlenen yeni bir yapı tatil tutanağı ile tekrar tespit edilmesi gerekmektedir.[43]

3) Bunun üzerine 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 2. fıkrasına göre hesaplanan para cezasının iki katı şeklinde yani; yapılan ikinci tespit üzerine inşaatın devam edilen kısmı üzerinden tekerrür uygulanması gerekmektedir. Bu nedenle, ilk tespit üzerine verilen cezanın iki katı şeklinde tekerrür uygulanarak para cezası verilmesi hukuka aykırıdır.[44]

4) İlk tespit üzerine para cezası verilen kişi ile ikinci tespit üzerine tekerrür nedeniyle para cezası verilen kişinin aynı kişi olması gerekmektedir.[45]

 

V. İmar Para Cezasına İtiraz Nereye Yapılır? Hangi Mahkemede Dava Açılır?

Ruhsatsız veya ruhsata aykırı kaçak yapı nedeniyle imar para cezası verme yetkisi belediye encümeni ve il özel idaresi encümenine aittir. Bu nedenle, imar para cezasına itiraz belediye ve il özel idaresine yapılır. Fakat belirtmek gerekir ki, imar para cezasına itiraz etmek zorunlu olmadığından doğrudan dava açmak mümkündür.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına gereğince para cezası verilmesine ilişkin encümen kararının iptali için açılacak davada görevli ve yetkili Mahkeme, kaçak yapının bulunduğu yerdeki İdare Mahkemesidir. Yapının bulunduğu ilde İdare Mahkemesi yoksa, o ilin bağlı olduğu İdare Mahkemesinde dava açılabilir.

 

VI. İmar Para Cezasına İtiraz ve Dava Açma Süresi

İmar para cezasına itiraz ve dava açma süresi, belediye veya il özel idaresi encümeni kararının ilgilisine tebliğ edildiği tarihten itibaren başlar.

Encümen kararı tebliğ edildikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde belirtilen 60 günlük dava açma süresi içerisinde İdare Mahkemesinde açılması gerekir.

Dava açmadan önce itiraz etmek zorunlu değildir. Fakat, zorunlu olmasa da dava açmadan önce 60 günlük dava açma süresi içinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesine göre belediye veya il özel idaresine verilecek bir dilekçe ile itiraz etmek mümkündür.

 

VII. İmar Para Cezası Ödenmezse Ne Olur?

Uygulamada imar para cezasının ödenmesi için encümen kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 günlük süre verilmektedir. Verilen süre içerisinde para cezası ödenmediği taktirde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil aşamasına geçilmektedir.

Buna göre, ilk olarak ödeme emri düzenlenmektedir. Ödeme emrine karşı İdare Mahkemesinde dava açmak mümkündür. Ödeme emrine karşı açılacak davalarda, dava açma süresinin ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gün olduğuna özellikle dikkat etmek gerekir.

Ödeme emri düzenlenmesine rağmen para cezası ödenmezse bu sefer haciz işlemlerine başlanılır. Bu kapsamda, para cezası verilen kişinin tapu kayıtlarına, araçlarına ve banka hesaplarına haciz uygulanır. Haciz işlemine karşı 60 gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılabilir.

Hatta uygulamada bazı belediyeler tarafından, henüz encümen kararı dahi tebliğ edilmeden 6183 sayılı Kanun’un 13. maddesine göre ihtiyati haciz uygulanarak para cezası tahsil edilmeye çalışılmaktadır. İhtiyati haciz işlemlerine karşı dava açma süresi, normal haciz işleminden farklı olarak 15 gündür.

Uygulamada bazı belediye ve il özel idareleri tarafından, 6183 sayılı Kanun yerine genel hükümlere göre ilamsız icra takibi yapılmaktadır. İmar para cezası kamu alacağı olması nedeniyle, ilamsız icra takibi yapılamayacağı şeklinde görüşler bulunmakla birlikte, bu görüş Yargıtay tarafından kabul edilmemektedir.

Yargıtay, imar para cezasının genel haciz yoluyla takip edilemeyeceğine ilişkin bir yasal düzenleme bulunmaması nedeniyle, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca tahsil yoluna başvurabileceği gibi genel haciz yoluyla takip yoluna da başvurabileceğini kabul etmektedir.[46]

 

VIII. Sonuç

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasına eklenen (ç) bendi neticesinde, 2020 yılı Nisan ayından sonra, özellikle arsaların değerli olduğu yerlerde çok yüksek miktarda para cezaları ortaya çıkmıştır.

Bu nedenle, imar para cezasının iptali istemiyle açılacak davalarda, temel para cezasına, artırım sebeplerine ve ilave imar para cezasına ilişkin hukuka aykırılık sebeplerini İdare Mahkemesinin dikkatine doğru bir şekilde sunmak çok önemlidir. Hukuka aykırılık sebeplerini tespit ederken, yapı tatil tutanağı, encümen kararı, imar para cezası hesap raporu ve varsa yapının mimari projesini bir bütün olarak incelemek gerekmektedir.

Bu düşünceyle kaleme aldığımız makalemizde, belediyeler ve il özel idareleri tarafından para cezası verilirken yapılan hatalar ve imar para cezalarına karşı açılan davalarda Danıştay’ın ve Bölge İdare Mahkemelerinin tamamı güncel olan kararları esas alınarak imar para cezaları tüm yönleriyle ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir.

 

 

Dipnotlar

[1] Danıştay 6. Dairesinin 24.12.2020 tarihli ve E:2020/3378, K:2020/13681 sayılı kararı

“Cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilecek olan para cezasının ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı fiilen yapan ya da yaptıran kişi adına, bir başka ifade ile yapı sahibi adına verilmesi gerekmektedir. Yapı sahibinin ise her zaman taşınmaz maliki ile aynı kişi olması zorunlu olmadığından ruhsatsız yapıyı yapan kişinin taşınmaz malikinden farklı bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda, taşınmaz maliki adına değil yapıyı yapan adına para cezası verilmesi gerekmektedir.”

[2] Danıştay 14. Dairesinin 27.02.2019 tarih ve E:2018/5803, K:2019/1436 sayılı kararı

[3] Danıştay 6. Dairesinin 05.11.2020 tarih ve E:2019/11126 K:2020/10449 sayılı kararı

[4] Danıştay 14. Dairesinin 27.02.2018 tarih ve E.2015/2198, K:2018/952 sayılı kararı

[5] Danıştay 14. Dairesinin 19.04.2016 tarih ve E:2014/2922, K. 2016/3046 sayılı kararı

[6] İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesinin 03.04.2019 tarih ve E:2017/2109, K:2019/1198 sayılı kararı

[7] Danıştay 6. Dairesi’nin 22.12.2020 tarih ve E:2019/10515, K:2020/13383 sayılı kararı

[8] Danıştay 6. Dairesi’nin 19.10.2020 tarih ve E:2019/ 9146, K.2020/9696 sayılı kararı

[9] Danıştay 6. Dairesinin 16.09.2020 tarih ve E:2019/9444, K:2020/7744 sayılı kararı

[10] Danıştay 6. Dairesinin 25.02.2020 tarih ve E:2019/4333, K: 2020/2389 sayılı kararı

[11] Danıştay 6. Dairesinin 26.11.2020 tarih ve E:2019/10710, K:2020/11595 sayılı kararı

[12] Danıştay 6. Dairesinin 14.10.2020 tarih ve E:2019/10761, K:2020/9387 sayılı kararı

[13] Danıştay 6. Dairesinin 16.09.2020 tarih ve E:2019/9444, K:2020/7744 sayılı kararı

[14] Danıştay 6. Dairesinin 19.11.2020 tarih ve E:2019/11064, K:2020/11224 sayılı kararı

[15] Danıştay 6. Dairesinin 07.10.2020 tarih ve E:2019/9556, K:2020/8933 sayılı kararı

[16] Danıştay 6. Dairesinin 05.11.2020 tarih ve E:2019/10896, K:2020/10501 sayılı kararı

[17] Danıştay 14. Dairesinin 27.09.2018 tarih ve E:2015/863, K:2018/5771 sayılı kararı

[18] Danıştay 6. Dairesinin 05.11.2020 tarih ve E:2019/10970, K:2020/10504 sayılı kararı

[19] Danıştay 6. Dairesinin 25.02.2020 tarih ve E: 2019/4333, K: 2020/2389 sayılı kararı

[20] Danıştay 6. Dairesinin 18.02.2020 tarih ve E:2019/4350, K:2020/2021 sayılı kararı

[21] Danıştay 14. Dairesinin 07.02.2018 tarih ve E:2015/99, K:2018/417 sayılı kararı

[22] Danıştay 6. Dairesinin 01.12.2020 tarih ve E:2019/10831, K:2020/11807 sayılı kararı

[23] Danıştay 6. Dairesinin 10.12.220 tarih ve E:2019/10387, K:2020/12696 sayılı kararı

[24] İstanbul BİM, 5. İDD 18.03.2020 tarih ve E:2018/881, K:2020/667 sayılı kararı.

[25] Danıştay 14. Dairesinin 29.05.2018 tarih ve E:2015/1573, K:2018/4185 sayılı kararı

[26] Danıştay 6. Dairesinin 19.11.2020 tarih ve E.2019/11064, K:2020/11224 sayılı kararı

[27] Danıştay 6. Dairesinin 25.02.2020 tarih ve E:2019/4739, K:2020/2415 sayılı kararı

[28] Danıştay 14. Dairesinin 30.10.2018 tarih ve E:2018/982, K:2018/6356 sayılı kararı

[29] Danıştay 14. Dairesinin 19.03.2015 tarih ve E.2013/9921, K:2015/2121 sayılı kararı

[30] Danıştay 14. Dairesinin 25.09.2018 tarih ve E:2015/590, K:2018/5686 sayılı kararı

[31] Danıştay 14. dairesinin 05.06.2018 tarih ve E:2015/8273, K:2018/4407 sayılı kararı

[32] Danıştay 6. Dairesinin 22.10.2020 tarih ve E:2019/9000, K:2020/10044 sayılı kararı

[33] Danıştay 14. Dairesinin 09.03.2016 tarih ve E:2014/8238, K:2016/1613 sayılı kararı

[34] İstanbul BİM, 5. İDD, 18.03.2020 tarih ve E:2018/970, K:2020/661 sayılı kararı

[35] Danıştay 14. Dairesinin 15.04.2015 tarih ve E:2013/5677, K:2015/3023 sayılı kararı

[36] Danıştay 6. Dairesinin 24.11.2020 tarih ve E:2019/10748, K:2020/11372 sayılı kararı

[37] Danıştay 14. Dairesinin 31.03.2015 tarih ve E:20131/9158, K:2015/2438 sayılı kararı

[38] İstanbul BİM, 5. İDD, 28.03.2019 tarih ve E:2017/1422, K:2019/1125 sayılı kararı

[39] Danıştay 6. Dairesinin 06.05.2020 tarih ve E:2019/5341, K:2020/3948 sayılı kararı

[40] İstanbul BİM, 5. İDD, 16.06.2020 tarih ve E:2018/2368, K:2020/905 sayılı kararı

[41] İzmir BİM, 4. İDD, 5.02.2021 tarih ve E: 2020/2198, K:2021/262 sayılı kararı

[42] İzmir BİM, 4. İDD, E05.11.2020 tarih ve E:2020/788, K:2020/1437 sayılı kararı

[43] Danıştay 6. Dairesinin 28.12.2020 tarih ve E:2019/10564, K:2020/13852 sayılı kararı

[44] Danıştay 6. Dairesinin 16.06.2020 tarih ve E.2019/5280, K:2020/5418 sayılı kararı

[45] Danıştay 14. Dairesinin 11.06.2018 tarih ve E:2015/9903, K:2018/4530 sayılı kararı

[46] Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 14.02.2017 tarih ve E:2016/14342, K:2017/883 sayılı kararı

33 Comments

      1. Merhaba, evi aldigimda yapiya aykiri oldugunu bilmiyordum. Site icerisinde farkli iki kisinin birbirini sikayet etmesi sebebi ile tum sitede tespit yapildi. Balkon kapatma ve oda haline getirilmesi sebebi ile tespit islemi yapildi. Benden once tadilatlarin yapildigini sahit ile itiraz edebilir miyim ?

        1. İdare Mahkemelerinde tanık dinletilemiyor. Fakat hakkınızda imar kirliliğine neden olma suçu nedeniyle Asliye Ceza Mahkemesinde de dava açılınca, Asliye Ceza Mahkemesinde tanık dinletebilirsiniz. Asliye Ceza Mahkemesi tanığın beyanını esas alarak suçu sizin işlemediğiniz gerekçesiyle beraat kararı verirse, bu kararı İdare Mahkemesine sunmanız gerekir.

    1. Ceza Hukuku’nun en önemli ilkelerinden olan suç ve cezaların şahsiliği ilkesi imar para cezaları için de geçerlidir. Bu nedenle, yapıyı yapan kişi hayatta değilse mirasçılarına veya yapının yeni sahibine 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca para cezası verilemez.

  1. Değerli meslektaşım konuyu anlaşılır, uygulamaya dönük, yargısal içtihatlarla desteklenmiş ve sonuçta çok faydalı olacak şekilde izah etmişsiniz. Çok istifade ettim. Bu yararlı çalışmanız için sizi tebrik eder, bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar dilerim.
    Av. Ziya KARA

  2. Çok güzel açıklamalar olmuş sayenizde biraz daha geniş bakdım çok teşekkürler
    kabul ederseniz birde sorum olcak çözüm olcağına veya yol gösterilmesi anlamda katkınız olcağına inanıyorum

      1. Ankara Kalecik ilçesinde Bağlı mahalle olan köyümüz de imar barışından faydalanmış olduğum yapıya terasın arka kısmına ilave odalar eklememden dolayı, bir husumetten şikayet edildim belediye ye ilave yapımla ilgili 30,12,2021 tarihinde ruhsat için başvurum. yapı tatil zaptı 12,1,2022 tarihi ile bana 42,000 bin ceza kesildi lakin arttırım cezalarında ruhsat hükümsüz hale gelmesine ragmen 4.700 tl yapı izni alınmış (yapı kayıt belgesi var sadece ) olmasına rağmen ruhsat alınmamış 9.700 tl bu ikiside bende yok ayrıca uygulanan ceza imar cezası fakat mahallemizde imar yok ve emlak vergisine tabii degil cezada imar ilave cezası belirtilmedigi gibi 123,54 m2 nin 23,54 m2 side garaj olarak ayrılmayıp toplamı hesaplanmış bu durumda ne yapmam gerekir ilginize teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim

        1. Belirttiğiniz hukuka aykırılıklar çerçevesinde, imar para cezası verilmesine ilişkin encümen kararına ve yapı tatil tutanağına karşı İdare Mahkemesinde iptal davası açabilirsiniz.

  3. İcra ve İflas Kanunu’nun 42. maddesine 2018 yılında eklenen “İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.” hükmü gereğince artık genel haciz yoluna başvurulamıyor diye biliyorum. Bilgilendirirseniz sevinirim. İyi çalışmalar.

    1. İcra ve İflas Kanunu’nun 42. maddesinin aktardığınız hükmü uyarınca biz de genel haciz yoluna başvuru yapılamayacağı kanaatindeyiz.

      42. maddede 2018 yılında yapılan değişiklikle birlikte eklenen Geçici 13. maddenin ikinci fıkrasında; İdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verileceği düzenlenmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.10.2018 tarih ve E:2017/1458, K:2018/1437 sayılı kararında; yerel mahkemece davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle oluşan hasar bedelinin tahsili için yürütülen icra takibine itirazın iptali istemiyle açılan eldeki dava ile ilgili olarak, İcra İflas Kanunu’nun yukarıda aktardığımız 42. ve Geçici 13. maddeleri uyarınca yapılan düzenlemeler tartışılıp değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

      Ancak, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarih ve E:2017/1461, K:2019/4742 sayılı kararı ile 14. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarih ve E:2018/5705, K:2019/2574 sayılı kararlarında; idari yargının görev alanına giren idari para cezalarının tahsili için genel haciz yoluna başvurulabileceği belirtilmiş ve Hukuk Genel Kurulunun aksine 42. madde ile Geçici 13. madde uyarınca hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Her iki kararının da oyçokluğu ile çıkmış ve muhalefet şerhlerinde idari yargının görev alanına giren konuda genel haciz yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir. Ancak çoğunluk görüşü aksi yönde olmuştur.

      Sizin elinizde imar para cezaları için genel haciz yoluna başvuru yapılamayacağına dair karar var ise paylaşmanızı rica ederiz. Biz de bu doğrultuda makalemizde gerekli ekleme ve değişiklikleri yaparız.

      1. Merhabalar,

        Adana BAM 10. HD’nin 30.12.2019 tarih ve 2019/3143E, 2019/2126K sayılı kararı var. İdari para cezalarının tahsilinde icra dairelerinin görevli olmadığına dair bir karar. Kararda dairenin benzer şekilde verdiği 2018/954K sayılı kararın temyiz edildiği ve Yargıtay 12. HD’nin 2019/17327 karar sayılı ilamıyla kararın onandığından da bahsedilmekte.

        Bir de Yargıtay 9. HD’nin 2021/9696K sayılı kararında BAM’ın verdiği görevsizlik kararı onanırken Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 2021/203K sayılı kararına atıf yapılarak karara “davacının davalı idareden alacağı bulunduğu hususunun idari yargının görev alanına girmesi nedeniyle ilamsız icra takibi ve itirazın iptali davasına konu olmayacağı” cümlesi de eklenmiş.

        Bu kararların haricinde sizin de belirttiğiniz gibi kanun değişikliğinden sonra dahi birçok BAM ve Yargıtay kararında bir seçimlik haktan bahsedilmiş. Genel haciz yoluyla tahsilin mümkün olduğu belirtilmiş.

        Ben imar para cezasını tahsil eden taraftayım. Bu konuda bilgi sahibi olmak amacıyla baktığım kaynaklarda genellikle tahsilat konusu vergi cezaları üzerinden anlatılıyor. Bu da kafa karışıklığına yol açıyor. İmar para cezasının tahsili ile ilgili [özellikle tebliğ ve haciz hususunda] kaynak tavsiyesi de verebilirseniz memnun olurum.

        İyi çalışmalar.

        1. Değerli katkılarınız için teşekkür ederiz. İmar para cezalarının tahsilinde icra dairelerinin görevli olup olmadığı konusunda henüz tam bir içtihat birliğinin sağlanamadığı anlaşılıyor.

          Bildiğimiz kadarıyla sadece imar para cezalarının tahsili konusunu ele alan bir kaynak bulunmuyor. Danıştay kararlarında, imar para cezalarının tahsili konusunda 6183 sayılı Kanun ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri birlikte uygulanacağı kabul ediliyor. Genel bütçe kapsamına giren kamu alacaklarından en önemli farkı, imar para cezaları mahalli idarelerin bütçesine girdiği için tahsili için kesinleşmesini (dava açılmışsa davanın sonuçlanmasını) beklemeye gerek bulunmamaktadır.

          Bu konuda merak ettiğiniz diğer hususları belirtirseniz cevaplamaya çalışırız.

  4. emeklerinize sağlık gerçekten. istifade ettik fazlasıyla..
    “3194 sayılı İmar Kanunu’nun 21. maddesine göre, belediye veya il özel idaresinden ruhsat almadan yapı yapmak yasaktır. Bu nedenle;
    – Herhangi bir şekilde ruhsat alınmadan yapılan ruhsatsız yapılar ile
    – Ruhsatlı yapılardaki ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapı ve esaslı tadilatlar
    “kaçak yapı” veya “imara aykırı yapı” olarak nitelendirilmekte ve bu yapıların sahiplerine Kanunlar’da öngörülen cezalar verilmektedir. “”Bu nedenle, ruhsata tabi olmayan yapı ve basit tadilatlar hakkında imar para cezası verilmesi mümkün değildir.” ifadesi makalede net bir biçimde geçiyor.””

    3194 sayılı imar kanunu’nun 27. maddesi uyarınca ruhsata tabi olmayıp mevzuat uyarınca izin alması gerekirken de izin alınmadan yapılan yapılarda yerel yönetimler nasıl bir tutum sergileyecekler? bu yapılar yapı tatil tutanağı düzenlenerek mühürlenemez mi yani ? çelişkili bir durum yok mu burada? merak ediyorum.

    1. Makalemizde, 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 2. fıkrası uyarınca verilen imar para cezaları incelenmiştir. “Bu nedenle, ruhsata tabi olmayan yapı ve basit tadilatlar hakkında imar para cezası verilmesi mümkün değildir.” cümlesindeki “ruhsata tabi olmayan yapı” ifadesinden anlaşılması gereken; sundurma, çardak, pergola gibi ruhsata tabi olmayan yapılardır.

      3194 sayılı Kanun’un 27. maddesinde düzenlenen ve ruhsata tabi olmamakla birlikte, projeleri valilik onayına ve muhtarlığa bildirim şartına bağlı olan yapılar için verilecek para cezası ise 42. maddenin 5. fıkrasında düzenlenmiştir.

      3194 sayılı Kanun’un 42. maddenin 5. fıkrasında ikili bir ayrım yapılmıştır. Buna göre;

      1) 27. maddeye göre belirlenmiş köy yerleşik alanı ve civarı sınırları içinde köyün nüfusuna kayıtlı olan ve köyde sürekli oturanlar tarafından, projeleri fen, sanat ve sağlık şartlarına uygun olmasına rağmen valilik onayı alınmadan ve muhtarlığa bildirim yapılmadan konut ve zatî maksatlı tarım ve hayvancılık yapısı inşa edilmesi halinde yapı sahibine bin Türk Lirası idari para cezası verilir.

      2) 27. madde göre ruhsata tabi olmayan yapılardaki diğer diğer aykırılıklar ile ruhsata tabi tarım ve hayvancılık maksatlı yapılardaki aykırılıklar için ise bin Türk Lirasından az olmamak üzere, 42. maddenin 2. fıkrasına göre idari para cezası hesaplanır.

      Bu nedenle, 27. maddeye göre ruhsata tabi olmasa dahi valilik onayı alınmadan ve muhtarlığa bildirim yapılmadan yapılan yapılar için 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesi kapsamında yapı tatil tutanağı düzenlenebilir ve aynı maddeye göre yıkım kararı ve 42. maddenin 5. fıkrasına göre para cezası verilebilir.

  5. Merhabalar,
    Sizden spesifik bir konuda bilgi almak istiyorum.
    Encümen kararıyla bize imar para cezası kesildi. Biz de idare mahkemesinde yürütmenin durdurulması ile birlikte iptal davası açtık. Mahkeme imar para cezasının belli bir kısmına yürütmenin durdurulması verdi (örneğin 500 bin liralık imar para cezasının 400 bin lirasına Yd kararı verdi). İtiraz sonucu Bölge idare mahkemesi de alt mahkemenin kararını onayladı. Bu karar sonucu biz Yürütmenin durdurulması verilmeyen kısmı (örnekteki 100 bin tl) ödersek tapumuza konulan ihtiyati haczi kaldırabilir miyiz? Yoksa iptal davasının sonucunu mu beklememiz gerekli? (Ya da bu karar nihai bir karar mı oldu?)
    Şimdiden teşekkürler.

    1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28. maddesinin1. fıkrasında; “Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez.” hükmü yer almaktadır.

      Bu hükümden de anlaşılacağı üzere, yürütmeyi durdurma kararları da tıpkı esasa ilişkin iptal kararları gibi aynen uygulanmak zorundadır. Davanın neticesinde iptal kararının beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Buna göre, hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilen kısmın tahsili artım mümkün olmayacağından, sadece yürütmeyi durdurma kararı verilmeyen kısmı ödeyerek ihtiyati haczi kaldırabilirsiniz.

  6. selamlar
    2011 yılında imar kirliğini sebebi ile 1168 tl para cezası belediyeye ödedik.
    2014 yılında tekrar davalılık olduk belediye ile bu sefer 10 ay hasip cezası aldı. bu engelli kardeşimiz konuşamıyor 5 yıllık infazı oldugundan ceza aldı. istinat mahkemesine baş vurmamızı hakim söyledi ne maddi gücü nede bilgisi var nasıl yardımcı olabiliriz bu kardeşimiz yardımcı olabilirseniz sevirim.

    1. Anladığımız kadarıyla, daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı nedeniyle 5 yıl içerisinde suç işlememesi gerekiyordu ve imar kirliliği suçundan ceza alınca eski hükmün açıklanması ihtimali ortaya çıktı. Eğer durum bu şekildeyse, Türk Ceza Kanunu’nun 184/5. maddesi gereğince, binayı yıkmanız durumunda imar kirliliği suçu nedeniyle açılan ceza davası düşecektir ve eski hükmün açıklanma riski ortadan kalkacaktır.

  7. Saygılar öncelikle
    20 07 2021 tarihinde Ankara çubuk ilçesinde hobi bahçesi aldım.ustunde 20 M2 prefabrik var bir hafta önce zabıta geldi bütün bahçelerde ölçüm ve resim çektiler neyin nesi diyo sordum. Kaçak yapı için ceza tutanağı dediler ceza gelirim bana Teşekkürler

    1. Anlatımınıza göre, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesine göre yapı tatil tutanağı düzenlendiğini anlaşılıyor. Bundan sonraki süreçte, 3194 sayılı Kanun’un 42. maddesinin 2. fıkrasına göre imar para cezası ve 32. maddesine göre yıkım kararı gelecektir.

  8. Merhaba
    2014 yılında dublleks çatı katımızı yükselttik . bu zamana kadar sıkıntı yoktu. yan dairemdeki oturan kişi oda catıyı bu sene kaldırdı belediye ikimizede ceza kesti Bana 72000tl diger tarafa 62000 tl nasıl bir yol izlemeliyim. Bu konu hakkında bilgilendirirseniz . teşekkür ederim

    1. Yapı tatil tutanağına, para cezası verilmesine ilişkin encümen kararına ve yıkım kararına karşı İdare Mahkemesinde dava açabilirsiniz.

  9. Avukat bey ben bahçeyi içinde prefabrik ev dahil aldım yani evi ben yapmadım ceza banami önceki sahibi emlakciyami gelir teşekkürler

    1. Cezanın, yapıyı yapan önceki sahibi adına verilmesi gerekir. Ancak şuan tapu sahibi siz olduğunuz için belediye sizin adınıza da verebilir. Bu durumda, cezaya karşı İdare Mahkemesinde dava açabilirsiniz.

  10. Kıymetli meslektaşım imar cezaları ile ilgili avukatların faydalanabileceği net ve anlaşılır, uygulamada karşılaşılabilcek ihtimalleri içerir şekilde, Yüksek yargı içtihatlarından örnek sunumları ile çok yararlı bir makale kalem almışsınız, sizleri canı gönülden tebrik ederim. Makalenizden azami şekilde istifade ettim. Başarılarınızın devamını diler saygılar sunarım.
    Av. Atila TEKİNYER

    1. Bu makalemizi hazırlarken teknik bir konuyu mümkün olduğu kadar hem tüm yönleriyle hem de anlaşılır bir şekilde ortaya koymaya çalıştık. Uzun bir içtihat taramasından sonra en güncel ve konuyla doğrudan ilgili Danıştay ve Bölge İdare Mahkemesi kararlarını seçtik. Ve netice olarak sizin gibi çok güzel geri dönüşler aldık. Güzel düşünceleriniz için teşekkür ederiz.

      Saygılarımızla,

      İmar ve Hukuk Ekibi

Yorum Yap

Yıldız (*) işareti ile işaretlenmiş alanlar zorunludur.